Herkes çok heyecanlanmayabilir ama bazıları için ailecek favori bir nokta 🦀
check_circleArtılar
- Köy gibi sakin atmosfer, kalabalık yok
- Palmiyeler ve deniz manzarası çok güzel ve huzurlu
- Mercan resifine çok yakın, şnorkelle keşif imkanı
- Sabah erken kuş sesleriyle uyanmak keyifli
- Temiz tuvalet, duş ve mini market gibi altyapı mevcut
- Kumsalda çıplak ayakla yürümek rahat ve rahatlatıcı
- Gün batımında sahil kenarında oturmak romantik bir deneyim
cancelEksiler
- Şiddetli gelgitler bazı plaj bölümlerini su altında bırakıyor
- Yaz aylarında rüzgar bazen çok güçlü, deniz kabarıyor
- Ulaşım seçenekleri sınırlı, otobüs seferleri az
- Yemek çeşitliliği düşük, sadece birkaç kafe bulunuyor
- Wi‑Fi sinyali zayıf, internet erişimi sınırlı
- Gece ışıklandırması yetersiz, karanlıkta yürümek zor olabiliyor
















































Editör Özeti
Nay Yang'ı covid öncesinde ilk kez keşfettim ve o günden beri aklımdan çıkmadı. Köy gibi sessiz, palmiyelerle çevrili bir yerde denizin hafif dalgalarıyla uyanmak, kumsalda çıplak ayakla dolaşmak bana gerçek bir lüks gibi geliyor. Mercan resifine sadece birkaç adım uzakta, şnorkelle dalış yapmak çok kolay. Sabah kuş sesleriyle başlayan günler adeta bir terapi. Altyapı da gayet temiz; tuvalet, duş ve mini market gibi ihtiyaçlar zahmetsizce karşılanıyor. Tek eksik, zaman zaman gelen güçlü gelgitler bazı plaj bölümlerini su altında bırakabiliyor, bu da planlamayı biraz zorlaştırıyor.
Teknik Özellikler
Burada mercan resifine çok yakın ve birileri denizden topladıkları kırıntılarla böyle bir süs hazırlamış.
Nay Yang'ı covid öncesinde ilk kez görmüştük. O yıllarda köy gibi sakin, gösterişsiz ve kalabalık olmayan bir yerdi. Bizim için tembel bir tatilin en güzel seçeneği, tam huzur doluydu. O zamanlar sabahları denizin hafif dalgalı sesiyle uyanmak, kumsalda çıplak ayakla yürümek ve hiçbir plan yapmadan günün akışına bırakmak, gerçekten bir lüks gibiydi. Şimdi geriye dönüp baktığımda, o sade atmosferin ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlıyorum.
Sabah erken kuşlar dışarı çıktı.
Sabah erken kuşlar dışarı çıktı, gökyüzü henüz pembe tonlarda iken sahilde yürümek adeta bir meditasyon gibiydi. Kuşların cıvıltısı, dalgaların hafif hışırtısı ve uzaktan gelen balıkçı teknelerinin motor sesleri bir araya gelip doğal bir senfoni oluşturuyordu. Bu anları kaçırmamak için genellikle telefonumu kapatır, sadece o anın içinde kaybolurdum.
Son yıllarda büyük tur operatörleri burayı fark etti, yüksek sezonda hatta öncesinde bile kalabalık oluyor. Artık sadece yerli gezginler değil, dünyanın dört bir yanından gelen turistler de bu kıyıyı keşfetmeye başladı. Bu durumun getirdiği değişim, bazen güzel bir hareketlilik, bazen de orijinal sessizliğin biraz bozulması anlamına geliyor.
Çoğunlukta Rus turistler, ardından Almanlar var. Geçen yıla kadar Çinliler de geliyordu ama 2025'te Çinli turist sayısında büyük bir düşüş yaşadık, Nay Yang da dahil. Sonrasında Fransa, İngiltere, ABD gibi ülkeler de sık görülüyor. Yine de bu bölge hâlâ bizim tatil noktamız. Yüksek sezonda Nay Yang, Anapa’nın bir kolu gibi, Caron ya da Kata’ya benzer bir kalabalığa dönüşüyor. Bu kalabalık, özellikle akşamüstü sahilde yürürken farklı dillerin yankılandığı bir atmosfer yaratıyor ve biz de bu çeşitliliği gözlemlemekten keyif alıyoruz.
Turist ilgisi hemen yatırım çekiciliğini artırdı. Şimdi burada çitle çevrili alanlar, büyük otel kompleksleri yükseliyor. Plaj da yavaş yavaş şezlonglarla doluyor. Bunu kötü söylemiyorum; havalimanına sadece 15 dakikalık mesafede olduğu için Nay Yang hâlâ ilk konaklama noktamız. Ancak o samimi, kırsal his ve Taylandlı bir büyükanne evine gelmiş gibi his artık yok. Yine de otel yerine konuk evleri bulabiliyoruz (artık Ozon’da bile satılıyor). Bu evlerde kendi küçük alanları ve şezlongları var; oturmak isteyenler için kişi başı 150 Baht. Bu fiyat, özellikle uzun bir tatil planlayan aileler için oldukça makul bir seçenek sunuyor ve aynı zamanda bölgenin otantik dokusunu korumaya da yardımcı oluyor.
Bu seyahatte konakladığımız bir konuk evinden plaj manzarası.
Bu seferki seyahatimiz uzun sürdü, Tayland’da yeni yıla denk geliyor; yarın 31 Aralık ama yeni yıl havası hiç yok. İlk kez palmiyeler altında yeni yılı karşılayacağım, bana göre hiç uygun değil 🥲. Ama Nay Yang’da sadece bizim turistlerimiz bile bu kadar çok ki, yeni yıl teması çok popüler. Birileri ışık zincirlerini odalarının balkonuna asmış bile. O ışıklar, gece karanlığında hafif bir parıltı yayarak sahilin kenarında yürürken bile göz alıcı bir atmosfer yaratıyor.
Taylandlılar genelde yeni yıla pek takılmıyor; kendi bayramları Songkran Nisan’da. Bu yüzden süslü görünen oteller çoğunlukla Rus turistlere yönelik, çünkü Almanlar, İngilizler vb. Katolik Noelini bekliyor. Şu anda biz de böyle bir oteldeyiz; girişte ışıklarla dolu bir süsleme var 🎄💡, ama diğer alanlarda yılbaşı dekoru yok. Bu durum, otelin genel konseptinin daha çok yerel kültüre sadık kalmaya çalıştığını gösteriyor ve biz de bu dengeyi ilginç buluyoruz.
Oteldeki çocuk havuzu Nay Yang tamamen farklı bir yer, ama hâlâ Tayland tatili için güzel bir seçenek. Burada hem macera hem de dinlenme imkanı bulabiliyorsunuz; sabahları dalgalarla oynamak, öğleden sonraları ise sahil kenarında bir kahve eşliğinde kitap okumak gibi aktiviteler gününüzü dolduruyor.
Artıları ve eksileri özetle:
Eksiler:
Gelgitler 🌊 Burada gerçekten güçlü gelgitler var, deniz çok sığ. Çekildiğinde neredeyse yarıya kadar azalıyor; çakıllı sahilde yürüyebilir, ayak bilekleriniz kadar sığ kalır. Yaz dışındaki mevsimlerde hep böyleydi. Yazın ise tersine, deniz çok yükseliyor ve kıyıyı yutuyor. Bu durum, deniz seviyesinin değişimini yakından izlemek isteyenler için bir laboratuvar gibi. Çekilme anında deniz tabanı net görülür, masa gibi düz ve temiz, hiç kir yok; ardından gelgit geldiğinde de yüzmek keyifli, çünkü suyun içinde pislik çok az ve suyun berraklığı bir anda artar.
Güçlü çekilme nedeniyle plaj şeridi çok geniş olabiliyor Bu gelgitlerin ve sığ denizin benim için aynı anda artı olmasını şöyle anlatayım: - İlk olarak, çekilme sırasında deniz tabanı net görülür, masa gibi düz ve temiz, hiç kir yok; ardından gelgit geldiğinde de yüzmek keyifli, çünkü suyun içinde pislik



