Paris Katedrali romanını okuyorum ve Victor Hugo'nun kalemindeki güzelliklerle büyüleniyorum. Eski bir filme bakmıştım, fakat kitabını okuduktan sonra filmi okuduktan binlerce kat daha fazla duygusal bağ kurabildim. Kitabı bitirdikten sonra, içime bir duygusal boşluk kaldı. Bu da kitabın gerçekten kalıcı bir etki bıraktığını gösteriyor.
Kitapta anlatılan ana hikaye, Esmeralda'nın trajik kaderini anlatıyor. Sevdiği, sevdikleri vardı, ama ne yazık ki birbirlerine sevdikleri yoktu. Aslında birbirlerine sevdikleri yoktu, çünkü birbirleriyle sevdikleri biri yoktu. Bu kitap, çılgınlık, tutkunun, tutkunun ve duygulara uymak için utançtan kaderin nasıl değiştiğini anlatıyor.
Kitapta anlatılan karakterler, özellikle de Esmeralda, Féb, Claud Frollo, Quasimodo ve Pierre Gringoire, çok canlı ve gerçekçi. Her biri, kendi hikayesiyle ve karakteriyle, kitabın bir parçası olarak geçiyor. Esmeralda, 16 yaşında bir Çingene, anası ve babası olmadan, hep kendisi için para kazanmak zorunda kaldı. Paris'in en tehlikeli bölgesinde, en kötü suçlularla birlikte yaşamak zorunda kaldı. İnsanların bu kadar çirkin bir toplumunda bile, içten ve temiz kalıyordu. Herkesle ilgili olarak iyi ve nazik davranıyordu, ama aynı zamanda çok naif, ki bu da nihayetinde onun başına bela oldu.
Féb, Esmeralda'nın sevgilisi. En azından ona öyle geliyordu. Asıl olarak bir askerdi, hatta bir subaydı. Gözükür gibi bir nişanlı, ama aslında bir sapık ve tembel, sadece yüzeyde bir insan. Claud Frollo, bir rahip, rahiplerin en üst düzeyinde bulunan biri. Archidiakondu. Bütün ömrünü kitaplar okuduğu ve dua yaptığı bir insandı. Kutsal bir hayattan yana, dindar bir insandı. Genç yaşta bir rahip olarak, her zaman bir bakire kalmayı vaat etmişti. Quasimodo, benim gibi kimsesiz, bir vaizin evlatlık. Çarpıcı bir şekilde dış görünüşte bazı kusurlara sahipti. Sonunda Paris Katedrali'ndeki çan çalarak çalışmaya başladı, ama bu da onu tamamen sağır etti. Herkes onu gördüğünde, onu sevmiyor, saygı duymuyor, o da onlara aynı şekilde davranıyordu. Pierre Gringoire, bir şair, ama başarılı olamadı. Bir oyun yazdı, ama o da bir felaket oldu. Sanat ve mimariye karşı hayranlık duyan, ama insanlara karşı tamamen duyarsız bir adam. Her zaman kendi derinine bakıyor, çok korkak.
Kitapta anlatılan karakterler, özellikle de Esmeralda, Féb, Claud Frollo, Quasimodo ve Pierre Gringoire, çok canlı ve gerçekçi. Her biri, kendi hikayesiyle ve karakteriyle, kitabın bir parçası olarak geçiyor. Esmeralda, 16 yaşında bir Çingene, anası ve babası olmadan, hep kendisi için para kazanmak zorunda kaldı. Paris'in en tehlikeli bölgesinde, en kötü suçlularla birlikte yaşamak zorunda kaldı. İnsanların bu kadar çirkin bir toplumunda bile, içten ve temiz kalıyordu. Herkesle ilgili olarak iyi ve nazik davranıyordu, ama aynı zamanda çok naif, ki bu da nihayetinde onun başına bela oldu.
Féb, Esmeralda'nın sevgilisi. En azından ona öyle geliyordu. Asıl olarak bir askerdi, hatta bir subaydı. Gözükür gibi bir nişanlı, ama aslında bir sapık ve tembel, sadece yüzeyde bir insan. Claud Frollo, bir rahip, rahiplerin en üst düzeyinde bulunan biri. Archidiakondu. Bütün ömrünü kitaplar okuduğu ve dua yaptığı bir insandı. Kutsal bir hayattan yana, dindar bir insandı. Genç yaşta bir rahip olarak, her zaman bir bakire kalmayı vaat etmişti. Quasimodo, benim gibi kimsesiz, bir vaizin evlatlık. Çarpıcı bir şekilde dış görünüşte bazı kusurlara sahipti. Sonunda Paris Katedrali'ndeki çan çalarak çalışmaya başladı, ama bu da onu tamamen sağır etti. Herkes onu gördüğünde, onu sevmiyor, saygı duymuyor, o da onlara aynı şekilde davranıyordu. Pierre Gringoire, bir şair, ama başarılı olamadı. Bir oyun yazdı, ama o da bir felaket oldu. Sanat ve mimariye karşı hayranlık duyan, ama insanlara karşı tamamen duyarsız bir adam. Her zaman kendi derinine bakıyor, çok korkak.
Kitapta anlatılan ana hikaye, Esmeralda'nın trajik kaderini anlatıyor. Sevdiği, sevdikleri vardı, ama ne yazık ki birbirlerine sevdikleri yoktu. Aslında birbirlerine sevdikleri yoktu, çünkü birbirleriyle sevdikleri biri yoktu. Bu kitap, çılgınlık, tutkunun, tutkunun ve duygulara uymak için utançtan kaderin nasıl değiştiğini anlatıyor.
Kitapta anlatılan karakterler, özellikle de Esmeralda, Féb, Claud Frollo, Quasimodo ve Pierre Gringoire, çok canlı ve gerçekçi. Her biri, kendi hikayesiyle ve karakteriyle, kitabın bir parçası olarak geçiyor. Esmeralda, 16 yaşında bir Çingene, anası ve babası olmadan, hep kendisi için para kazanmak zorunda kaldı. Paris'in en tehlikeli bölgesinde, en kötü suçlularla birlikte yaşamak zorunda kaldı. İnsanların bu kadar çirkin bir toplumunda bile, içten ve temiz kalıyordu. Herkesle ilgili olarak iyi ve nazik davranıyordu, ama aynı zamanda çok naif, ki bu da nihayetinde onun başına bela oldu.
Féb, Esmeralda'nın sevgilisi. En azından ona öyle geliyordu. Asıl olarak bir askerdi, hatta bir subaydı. Gözükür gibi bir nişanlı, ama aslında bir sapık ve tembel, sadece yüzeyde bir insan. Claud Frollo, bir rahip, rahiplerin en üst düzeyinde bulunan biri. Archidiakondu. Bütün ömrünü kitaplar okuduğu ve dua yaptığı bir insandı. Kutsal bir hayattan yana, dindar bir insandı. Genç yaşta bir rahip olarak, her zaman bir bakire kalmayı vaat etmişti. Quasimodo, benim gibi kimsesiz, bir vaizin evlatlık. Çarpıcı bir şekilde dış görünüşte bazı kusurlara sahipti. Sonunda Paris Katedrali'ndeki çan çalarak çalışmaya başladı, ama bu da onu tamamen sağır etti. Herkes onu gördüğünde, onu sevmiyor, saygı duymuyor, o da onlara aynı şekilde davranıyordu. Pierre Gringoire, bir şair, ama başarılı olamadı. Bir oyun yazdı, ama o da bir felaket oldu. Sanat ve mimariye karşı hayranlık duyan, ama insanlara karşı tamamen duyarsız bir adam. Her zaman kendi derinine bakıyor, çok korkak.
Kitapta anlatılan karakterler, özellikle de Esmeralda, Féb, Claud Frollo, Quasimodo ve Pierre Gringoire, çok canlı ve gerçekçi. Her biri, kendi hikayesiyle ve karakteriyle, kitabın bir parçası olarak geçiyor. Esmeralda, 16 yaşında bir Çingene, anası ve babası olmadan, hep kendisi için para kazanmak zorunda kaldı. Paris'in en tehlikeli bölgesinde, en kötü suçlularla birlikte yaşamak zorunda kaldı. İnsanların bu kadar çirkin bir toplumunda bile, içten ve temiz kalıyordu. Herkesle ilgili olarak iyi ve nazik davranıyordu, ama aynı zamanda çok naif, ki bu da nihayetinde onun başına bela oldu.
Féb, Esmeralda'nın sevgilisi. En azından ona öyle geliyordu. Asıl olarak bir askerdi, hatta bir subaydı. Gözükür gibi bir nişanlı, ama aslında bir sapık ve tembel, sadece yüzeyde bir insan. Claud Frollo, bir rahip, rahiplerin en üst düzeyinde bulunan biri. Archidiakondu. Bütün ömrünü kitaplar okuduğu ve dua yaptığı bir insandı. Kutsal bir hayattan yana, dindar bir insandı. Genç yaşta bir rahip olarak, her zaman bir bakire kalmayı vaat etmişti. Quasimodo, benim gibi kimsesiz, bir vaizin evlatlık. Çarpıcı bir şekilde dış görünüşte bazı kusurlara sahipti. Sonunda Paris Katedrali'ndeki çan çalarak çalışmaya başladı, ama bu da onu tamamen sağır etti. Herkes onu gördüğünde, onu sevmiyor, saygı duymuyor, o da onlara aynı şekilde davranıyordu. Pierre Gringoire, bir şair, ama başarılı olamadı. Bir oyun yazdı, ama o da bir felaket oldu. Sanat ve mimariye karşı hayranlık duyan, ama insanlara karşı tamamen duyarsız bir adam. Her zaman kendi derinine bakıyor, çok korkak.
Kitapta anlatılan ana hikaye, Esmeralda'nın trajik kaderini anlatıyor. Sevdiği, sevdikleri vardı, ama ne yazık ki birbirlerine sevdikleri yoktu. Aslında birbirlerine sevdikleri yoktu, çünkü birbirleriyle sevdikleri biri yoktu. Bu kitap, çılgınlık, tutkunun, tutkunun ve duygulara uymak için utançtan kaderin nasıl değiştiğini anlatıyor.
Kitapta anlatılan karakterler, özellikle de Esmeralda, Féb, Claud Frollo, Quasimodo ve Pierre Gringoire, çok canlı ve gerçekçi. Her biri, kendi hikayesiyle ve karakteriyle, kitabın bir parçası olarak geçiyor. Esmeralda, 16 yaşında bir Çingene, anası ve babası olmadan, hep kendisi için para kazanmak zorunda kaldı. Paris'in en tehlikeli bölgesinde, en kötü suçlularla birlikte yaşamak zorunda kaldı. İnsanların bu kadar çirkin bir toplumunda bile, içten ve temiz kalıyordu. Herkesle ilgili olarak iyi ve nazik davranıyordu, ama aynı zamanda çok naif, ki bu da nihayetinde onun başına bela oldu.
Féb, Esmeralda'nın sevgilisi. En azından ona öyle geliyordu. Asıl olarak bir askerdi, hatta bir subaydı. Gözükür gibi bir nişanlı, ama aslında bir sapık ve tembel, sadece yüzeyde bir insan. Claud Frollo, bir rahip, rahiplerin en üst düzeyinde bulunan biri. Archidiakondu. Bütün ömrünü kitaplar okuduğu ve dua yaptığı bir insandı. Kutsal bir hayattan yana, dindar bir insandı. Genç yaşta bir rahip olarak, her zaman bir bakire kalmayı vaat etmişti. Quasimodo, benim gibi kimsesiz, bir vaizin evlatlık. Çarpıcı bir şekilde dış görünüşte bazı kusurlara sahipti. Sonunda Paris Katedrali'ndeki çan çalarak çalışmaya başladı, ama bu da onu tamamen sağır etti. Herkes onu gördüğünde, onu sevmiyor, saygı duymuyor, o da onlara aynı şekilde davranıyordu. Pierre Gringoire, bir şair, ama başarılı olamadı. Bir oyun yazdı, ama o da bir felaket oldu. Sanat ve mimariye karşı hayranlık duyan, ama insanlara karşı tamamen duyarsız bir adam. Her zaman kendi derinine bakıyor, çok korkak.
Kitapta anlatılan karakterler, özellikle de Esmeralda, Féb, Claud Frollo, Quasimodo ve Pierre Gringoire, çok canlı ve gerçekçi. Her biri, kendi hikayesiyle ve karakteriyle, kitabın bir parçası olarak geçiyor. Esmeralda, 16 yaşında bir Çingene, anası ve babası olmadan, hep kendisi için para kazanmak zorunda kaldı. Paris'in en tehlikeli bölgesinde, en kötü suçlularla birlikte yaşamak zorunda kaldı. İnsanların bu kadar çirkin bir toplumunda bile, içten ve temiz kalıyordu. Herkesle ilgili olarak iyi ve nazik davranıyordu, ama aynı zamanda çok naif, ki bu da nihayetinde onun başına bela oldu.
Féb, Esmeralda'nın sevgilisi. En azından ona öyle geliyordu. Asıl olarak bir askerdi, hatta bir subaydı. Gözükür gibi bir nişanlı, ama aslında bir sapık ve tembel, sadece yüzeyde bir insan. Claud Frollo, bir rahip, rahiplerin en üst düzeyinde bulunan biri. Archidiakondu. Bütün ömrünü kitaplar okuduğu ve dua yaptığı bir insandı. Kutsal bir hayattan yana, dindar bir insandı. Genç yaşta bir rahip olarak, her zaman bir bakire kalmayı vaat etmişti. Quasimodo, benim gibi kimsesiz, bir vaizin evlatlık. Çarpıcı bir şekilde dış görünüşte bazı kusurlara sahipti. Sonunda Paris Katedrali'ndeki çan çalarak çalışmaya başladı, ama bu da onu tamamen sağır etti. Herkes onu gördüğünde, onu sevmiyor, saygı duymuyor, o da onlara aynı şekilde davranıyordu. Pierre Gringoire, bir şair, ama başarılı olamadı. Bir oyun yazdı, ama o da bir felaket oldu. Sanat ve mimariye karşı hayranlık duyan, ama insanlara karşı tamamen duyarsız bir adam. Her zaman kendi derinine bakıyor, çok korkak.
Kitapta anlatılan ana hikaye, Esmeralda'nın trajik kaderini anlatıyor. Sevdiği, sevdikleri vardı, ama ne yazık ki birbirlerine sevdikleri yoktu. Aslında birbirlerine sevdikleri yoktu, çünkü birbirleriyle sevdikleri biri yoktu. Bu kitap, çılgınlık, tutkunun, tutkunun ve duygulara uymak için utançtan kaderin nasıl değiştiğini anlatıyor.
Kitapta anlatılan karakterler, özellikle de Esmeralda, Féb, Claud Frollo, Quasimodo ve Pierre Gringoire, çok canlı ve gerçekçi. Her biri, kendi hikayesiyle ve karakteriyle, kitabın bir parçası olarak geçiyor. Esmeralda, 16 yaşında bir Çingene, anası ve babası olmadan, hep kendisi için para kazanmak zorunda kaldı. Paris'in en tehlikeli bölgesinde, en kötü suçlularla birlikte yaşamak zorunda kaldı. İnsanların bu kadar çirkin bir toplumunda bile, içten ve temiz kalıyordu. Herkesle ilgili olarak iyi ve nazik davranıyordu, ama aynı zamanda çok naif, ki bu da nihayetinde onun başına bela oldu.
Féb, Esmeralda'nın sevgilisi. En azından ona öyle geliyordu. Asıl olarak bir askerdi, hatta bir subaydı. Gözükür gibi bir nişanlı, ama aslında bir sapık ve tembel, sadece yüzeyde bir insan. Claud Frollo, bir rahip, rahiplerin en üst düzeyinde bulunan biri. Archidiakondu. Bütün ömrünü kitaplar okuduğu ve dua yaptığı bir insandı. Kutsal bir hayattan yana, dindar bir insandı. Genç yaşta bir rahip olarak, her zaman bir bakire kalmayı vaat etmişti. Quasimodo, benim gibi kimsesiz, bir vaizin evlatlık. Çarpıcı bir şekilde dış görünüşte bazı kusurlara sahipti. Sonunda Paris Katedrali'ndeki çan çalarak çalışmaya başladı, ama bu da onu tamamen sağır etti. Herkes onu gördüğünde, onu sevmiyor, saygı duymuyor, o da onlara aynı şekilde davranıyordu. Pierre Gringoire, bir şair, ama başarılı olamadı. Bir oyun yazdı, ama o da bir felaket oldu. Sanat ve mimariye karşı hayranlık duyan, ama insanlara karşı tamamen duyarsız bir adam. Her zaman kendi derinine bakıyor, çok korkak.
Kitapta anlatılan ana hikaye, Esmeralda'nın trajik kaderini anlatıyor. Sevdiği, sevdikleri vardı, ama ne yazık ki birbirlerine sevdikleri yoktu. Aslında birbirlerine sevdikleri yoktu, çünkü birbirleriyle sevdikleri biri yoktu. Bu kitap, çılgınlık, tutkunun, tutkunun ve duygulara uymak için utançtan kaderin nasıl değiştiğini anlatıyor.
Kitapta anlatılan karakterler, özellikle de Esmeralda, Féb, Claud Frollo, Quasimodo ve Pierre Gringoire, çok canlı ve gerçekçi. Her biri, kendi hikayesiyle ve karakteriyle, kitabın bir parçası olarak geçiyor. Esmeralda, 16 yaşında bir Çingene, anası ve babası olmadan, hep kendisi için para kazanmak zorunda kaldı. Paris'in en tehlikeli bölgesinde, en kötü suçlularla birlikte yaşamak zorunda kaldı. İnsanların bu kadar çirkin bir toplumunda bile, içten ve temiz kalıyordu. Herkesle ilgili olarak iyi ve nazik davranıyordu, ama aynı zamanda çok naif, ki bu da nihayetinde onun başına bela oldu.
Féb, Esmeralda'nın sevgilisi. En azından ona öyle geliyordu. Asıl olarak bir askerdi, hatta bir subaydı. Gözükür gibi bir nişanlı, ama aslında bir sapık ve tembel, sadece yüzeyde bir insan. Claud Frollo, bir rahip, rahiplerin en üst düzeyinde bulunan biri. Archidiakondu. Bütün ömrünü kitaplar okuduğu ve dua yaptığı bir insandı. Kutsal bir hayattan yana, dindar bir insandı. Genç yaşta bir rahip olarak, her zaman bir bakire kalmayı vaat etmişti. Quasimodo, benim gibi kimsesiz, bir vaizin evlatlık. Çarpıcı bir şekilde dış görünüşte bazı kusurlara sahipti. Sonunda Paris Katedrali'ndeki çan çalarak çalışmaya başladı, ama bu da onu tamamen sağır etti. Herkes onu gördüğünde, onu sevmiyor, saygı duymuyor, o da onlara aynı şekilde davranıyordu. Pierre Gringoire, bir şair, ama başarılı olamadı. Bir oyun yazdı, ama o da bir felaket oldu. Sanat ve mimariye karşı hayranlık duyan, ama insanlara karşı tamamen duyarsız bir adam. Her zaman kendi derinine bakıyor, çok korkak.
Kitapta anlatılan karakterler, özellikle de Esmeralda, Féb, Claud Frollo, Quasimodo ve Pierre Gringoire, çok canlı ve gerçekçi. Her biri, kendi hikayesiyle ve karakteriyle, kitabın bir parçası olarak geçiyor. Esmeralda, 16 yaşında bir Çingene, anası ve babası olmadan, hep kendisi için para kazanmak zorunda kaldı. Paris'in en tehlikeli bölgesinde, en kötü suçlularla birlikte yaşamak zorunda kaldı. İnsanların bu kadar çirkin bir toplumunda bile, içten ve temiz kalıyordu. Herkesle ilgili olarak iyi ve nazik davranıyordu, ama aynı zamanda çok naif, ki bu da nihayetinde onun başına bela oldu.
Féb, Esmeralda'nın sevgilisi. En azından ona öyle geliyordu. Asıl olarak bir askerdi, hatta bir subaydı. Gözükür gibi bir nişanlı, ama aslında bir sapık ve tembel, sadece yüzeyde bir insan. Claud Frollo, bir rahip, rahiplerin en üst düzeyinde bulunan biri. Archidiakondu. Bütün ömrünü kitaplar okuduğu ve dua yaptığı bir insandı. Kutsal bir hayattan yana, dindar bir insandı. Genç yaşta bir rahip olarak, her zaman bir bakire kalmayı vaat etmişti. Quasimodo, benim gibi kimsesiz, bir vaizin evlatlık. Çarpıcı bir şekilde dış görünüşte bazı kusurlara sahipti. Sonunda Paris Katedrali'ndeki çan çalarak çalışmaya başladı, ama bu da onu tamamen sağır etti. Herkes onu gördüğünde, onu sevmiyor, saygı duymuyor, o da onlara aynı şekilde davranıyordu. Pierre Gringoire, bir şair, ama başarılı olamadı. Bir oyun yazdı, ama o da bir felaket oldu. Sanat ve mimariye karşı hayranlık duyan, ama insanlara karşı tamamen duyarsız bir adam. Her zaman kendi derinine bakıyor, çok korkak.
Kitapta anlatılan ana hikaye, Esmeralda'nın trajik kaderini anlatıyor. Sevdiği, sevdikleri vardı, ama ne yazık ki birbirlerine sevdikleri yoktu. Aslında birbirlerine sevdikleri yoktu, çünkü birbirleriyle sevdikleri biri yoktu. Bu kitap, çılgınlık, tutkunun, tutkunun ve duygulara uymak için utançtan kaderin nasıl değiştiğini anlatıyor.
Kitapta anlatılan karakterler, özellikle de Esmeralda, Féb, Claud Frollo, Quasimodo ve Pierre Gringoire, çok canlı ve gerçekçi. Her biri, kendi hikayesiyle ve karakteriyle, kitabın bir parçası olarak geçiyor. Esmeralda, 16 yaşında bir Çingene, anası ve babası olmadan, hep kendisi için para kazanmak zorunda kaldı. Paris'in en tehlikeli bölgesinde, en kötü suçlularla birlikte yaşamak zorunda kaldı. İnsanların bu kadar çirkin bir toplumunda bile, içten ve temiz kalıyordu. Herkesle ilgili olarak iyi ve nazik davranıyordu, ama aynı zamanda çok naif, ki bu da nihayetinde onun başına bela oldu.
Féb, Esmeralda'nın sevgilisi. En azından ona öyle geliyordu. Asıl olarak bir askerdi, hatta bir subaydı. Gözükür gibi bir nişanlı, ama aslında bir sapık ve tembel, sadece yüzeyde bir insan. Claud Frollo, bir rahip, rahiplerin en üst düzeyinde bulunan biri. Archidiakondu. Bütün ömrünü kitaplar okuduğu ve dua yaptığı bir insandı. Kutsal bir hayattan yana, dindar bir insandı. Genç yaşta bir rahip olarak, her zaman bir bakire kalmayı vaat etmişti. Quasimodo, benim gibi kimsesiz, bir vaizin evlatlık. Çarpıcı bir şekilde dış görünüşte bazı kusurlara sahipti. Sonunda Paris Katedrali'ndeki çan çalarak çalışmaya başladı, ama bu da onu tamamen sağır etti. Herkes onu gördüğünde, onu sevmiyor, saygı duymuyor, o da onlara aynı şekilde davranıyordu. Pierre Gringoire, bir şair, ama başarılı olamadı. Bir oyun yazdı, ama o da bir felaket oldu. Sanat ve mimariye karşı hayranlık duyan, ama insanlara karşı tamamen duyarsız bir adam. Her zaman kendi derinine bakıyor, çok korkak.
Kitapta anlatılan karakterler, özellikle de Esmeralda, Féb, Claud Frollo, Quasimodo ve Pierre Gringoire, çok canlı ve gerçekçi. Her biri, kendi hikayesiyle ve karakteriyle, kitabın bir parçası olarak geçiyor. Esmeralda, 16 yaşında bir Çingene, anası ve babası olmadan, hep kendisi için para kazanmak zorunda kaldı. Paris'in en tehlikeli bölgesinde, en kötü suçlularla birlikte yaşamak zorunda kaldı. İnsanların bu kadar çirkin bir toplumunda bile, içten ve temiz kalıyordu. Herkesle ilgili olarak iyi ve nazik davranıyordu, ama aynı zamanda çok naif, ki bu da nihayetinde onun başına bela oldu.
Féb, Esmeralda'nın sevgilisi. En azından ona öyle geliyordu. Asıl olarak bir askerdi, hatta bir subaydı. Gözükür gibi bir nişanlı, ama aslında bir sapık ve tembel, sadece yüzeyde bir insan. Claud Frollo, bir rahip, rahiplerin en üst düzeyinde bulunan biri. Archidiakondu. Bütün ömrünü kitaplar okuduğu ve dua yaptığı bir insandı. Kutsal bir hayattan yana, dindar bir insandı. Genç yaşta bir rahip olarak, her zaman bir bakire kalmayı vaat etmişti. Quasimodo, benim gibi kimsesiz, bir vaizin evlatlık. Çarpıcı bir şekilde dış görünüşte bazı kusurlara sahipti. Sonunda Paris Katedrali'ndeki çan çalarak çalışmaya başladı, ama bu da onu tamamen sağır etti. Herkes onu gördüğünde, onu sevmiyor, saygı duymuyor, o da onlara aynı şekilde davranıyordu. Pierre Gringoire, bir şair, ama başarılı olamadı. Bir oyun yazdı, ama o da bir felaket oldu. Sanat ve mimariye karşı hayranlık duyan, ama insanlara karşı tamamen duyarsız bir adam. Her zaman kendi derinine bakıyor, çok korkak.