Mezarlık, Ev İsimliler: Bir Hafta Sonra
Mezarlık, evimde korkutan bir kitabım. Bir haftadır kullanıyorum ve malzeme kalitesi beni şaşırttı. Tuşlar sağlam, pil de beklediğimden uzun gidiyor.
Kitabın olayı kısaca şurada: Çikago'dan küçük bir kasabaya taşınan bir çift, Rachel ve Louis Creed (iki çocuğu var: küçük oğlu Gage ve küçük kızı Ellie) ve Louis, kasabanın hastanesinde doktora başlar. Arkadaşlıklarını kurmaya başlar, ama bir zamanlar, yaşlı bir komşusu, Judd ile tanışır ve ona kasabada ne tür şeyler var, Judd bu komşusunu kasabanın yerel efsanelerini anlatmaya başlar ve sonunda, mezarlığını gösterir. Bu mezarlık, evcil hayvanlar için özel bir yer ve kitabın adı da bu yüzden 'Evcil Hayvan Mezarlığı'.
Biraz da merhametsiz, bazen de insansız gibi gelebiliyor. Karakterin eşi de çok normal, ev hanımı, anne ve anneannesiydi. Çocukları Gage ve Ellie, bana göre de çok sıradan. Arkadaşlarından biri olan Luis'in dostu da Jerry idi. Jerry, eşi ile birlikte yaşıyor ve bana göre de Ladow'da doğmuş, çok fazla hikaye bilen bir adam. Herkes çok normal gibi görünüyor ama karakterlerin psikolojileri, korkuları, travmaları ve endişeleri çok net anlatılmış. Herkesin gerçekçi bir şekilde yazıldığını düşünüyorum.
Kitabı okudum, ama kitapların Stiven King'in tarzında olmasını sevmiyorum. Kitaplar çok uzun, yavaş ve kulağa çok normal gelen olayları anlatıyorlar. 'Karı' kitabına benzeyen, ancak çok daha yavaş olan 'Mezarlık' kitabı ve 'Rose' kitabını okudum. Bu iki kitabında Stiven King'in yazım tarzı çok güzeldi, ancak çok yavaş ve uzundu. Benim için çok uzun ve yavaş olan kitaplar okumayı pek sevmedim. Bana göre, kitabın hızına göre çok daha iyi olabilirdi.
Kitabın fiziksel halini de paylaşmak istedim. Kitap, 350 rubleye mal olmuştu, ve bu fiyat, bana göre, biraz pahalı. Ancak, bu kitap, iyi bir çevirinin olduğu için, bu fiyata değerdi. Eğer iyi bir çevirinin olduğu bir kitabın öteki versiyonunu arıyorsanız, bu kitap size göre olabilir. Ama, bu fiyat, bana göre biraz pahalı. Kitap, güzel bir kapağı ile, oldukça keyifli bir tasarım sunuyor. Ve, bana göre, kitap, bu tasarımı ile çok güzel bir hal alıyor.
Ben de bu sorulara cevap arıyorum ve bu kitabın bana sunduğu düşüncelerin bir kısmını burada paylaşıyorum. Kitapta, yazar hayatı ve ölümü, bu iki kavramın bağlantılı ve aynı zamanda karşıt olduğu noktasına getiriyor. Yaşamın aniden kesilebileceği gerçeğinin kabulü, bir başka deyişle, yakınlarını kaybeden insan için ne yapması gerektiği sorusuna cevap arıyor. Yazarın bu soruya verdiği cevaplar, bana göre, çok ilginçtir ve her okuyucunun kendine göre bir anlam çıkarabileceği soruları sunuyor. Kitapta, birçok sosyal ve felsefi soruya değiniliyor ve okuyucuların kendilerine uygun olanları bulması mümkün. Ben, bu kitapta, insanın ne kadar çok şey öğrenmeye ve araştırmaya meyletmesi gerektiğini, ama bu aramayı ne zaman durdurması gerektiğini gördüm. İnsanın bu sınırlarını aşması, hayatını kaybetmesine neden olabilir. Bu kitapta, yazarın bu konuda ne düşündüğü öğrenmek, oldukça ilginç bir deneyim oldu bende.
İlk olarak, bu kitabın bana çok özel bir anlamı var. Bir haftadır bu kitabı okudum, ve her sayfanın arkasından öpüşüyorum. Kitabın atmosferi gerçekten etkileyici. Bir Amerikan kasabasının, sanki gerçek bir hayatın içindeyiz gibi hissediyorsunuz. Herkesin birbirleriyle ilişkileri, kasabada olan gizli bazı şeyler... Hatta biraz da ürkütücü olan bazı anlar var ama bana göre kitap çok gerçekçi. Kitaptan bana kattığı en önemli şey, ölümün ne demek olduğunu anlamak. Kitapta ölen karakter, bana çok benzeyen bir karakter. Öyle ki, ben de bazı anlarda kendimi onun yerine koyuyorum. Kitaptan çıkardığım en büyük ders, ölümle başa çıkmanın en önemli yolu, onunla barışmak. Bu kitap, gerçekten çok etkileyici ve öneririm. Özellikle, ölümü kabul edemeyen insanlar için bu kitap çok faydalı olabilir.
Ben de, bu kitabın içini açarken, bana çok özel bir his verdiğini söylemeliyim. Kitabın bu uyuşuk yaşamı, beni şaşırttı. Bir yandan, bana çok özel bir his verdiğini söylemeliyim. Bir yandan, bana çok özel bir his verdiğini söylemeliyim. Diğer yandan, bana çok özel bir his verdiğini söylemeliyim. Diğer yandan, bana çok özel bir his verdiğini söylemeliyim. Kitabın bu uyuşuk yaşamı, beni şaşırttı. Kitabın bu uyuşuk yaşamı, beni şaşırttı. Bir yandan, bana çok özel bir his verdiğini söylemeliyim. Bir yandan, bana çok özel bir his verdiğini söylemeliyim. Diğer yandan, bana çok özel bir his verdiğini söylemeliyim. Diğer yandan, bana çok özel bir his verdiğini söylemeliyim. Kitabın bu uyuşuk yaşamı, beni şaşırttı. Kitabın bu uyuşuk yaşamı, beni şaşırttı.
Kitabı okuduktan sonra, kendimi gizemli bir hikayenin içinde buldum. Ötesi, ötesi bir gerçeklik, mistik bir atmosfer. Bu roman, fanteziye benzese de, fanteziye benzemez. Zira detaylara boğulmuyor, logiksel açıklamalar, dünya kuralları yok. Ancak, burada da matematiksel açıklamalar, logiksel mantık, önemli. ve yazar bunu harika bir şekilde kullanıyor. Yöresel Amerikalı mitolojisi, hikayeye harika bir şekilde katıyor, atmosferi güçlendirerek, okuyucuyu bu hayali dünya ile tanıştırıyor.
Benim için bu kitabı 4/5 gibi bir puan veririm çünkü bana biraz uzaksız gelmişti ve korku hissi de bana yeterince verimli gelmemişti. Ama aynı zamanda, ben de bir korku romanı okuma istidadımı olan biri olarak, kendimi bu tür kitaplarla daha çok tanışmaya çalışıyorum. Kitabı sadece korku türünden değil, romantik ve fantastik ögeleriyle de okumanızı tavsiye ediyorum.