Londra'nın Çılgın Çocuğu Kitabının İncelemesi
Merhaba, arkadaşlar! Ben İnsancıl ve bugün sizlerle "Londra'nın Çılgın Çocuğu" kitabından aldığım keyifli bir deneyim paylaşıyorum.
Kitabı almamdaki en büyük etken fiyatıydı, yaklaşık 94 rubleye mal olmuştu. Kasım 2025'te satın aldım.
Kitabı aldığım zaman, bana karşı daha sıcak bir tavır takınan çocukla tanıştım. Derken, birlikte ağladığımda bana bir şey söyleyemediği için üzüldü.
Bana bir şeyler söyledi, ama ben anlamadım.
Ben de ağlıyordum ve bana karşı daha sıcak bir tavır takınan çocukla tanıştım. Derken, birlikte ağladığımda bana bir şey söyleyemediği için üzüldü.
Bana bir şeyler söyledi, ama ben anlamadım.
Ben de ağlıyordum ve bana karşı daha sıcak bir tavır takınan çocukla tanıştım.
Derken, birlikte ağladığımda bana bir şey söyleyemediği için üzüldü.
Bana bir şeyler söyledi, ama ben anlamadım.
Bende hep aynı düşünceler çıkıyor her zaman. Her kız aynı, sadece bir şey istiyorlar.
Ama ben bunu söylemeyeceğim, bana göre bu kızın hikayesini kendisi anlatacak.
Bana neyin olduğu belli, ama bu kızın ne yaptığını bilmiyorum.
O kadar hayal kırıklığına uğradı ki, artık bir daha kimseye güvenmiyor.
— İkinci kuralın var, dedi Naava. Ben hep aynı şeyi söyleyorum: Sana ne kadar bağlıysan, o kadar da yalnız kalırsın.
Bu durum beni rahatsız ediyor.
Kızın bana önceden haber vermiş olmalıydı, ama bu fikri aklıma gelmiyor.
Onu neyin kurtarmış olmalı ki? Yoksa kimse de onunla ilgilenmiyor mu?
Gerçekte ben sadece akla uyanıncaya kadar düşünüyorum, ama bu düşünce beni hâlâ hayal kırıklığına uğratıyor.
Zira bu genç, çok fazla duygusuz.
Bir şeylerin anlamını anlamak yerine yalnızca akışa teslim oluyor.
Tabii ki, biz biraz daha ilerledikten sonra bu yerin neyin yanlış olduğu anlıyoruz.
Tabii ki, genç de kaçacak (ama ne bedel karşılığında? )
Tabii ki, bir süre sonra da "kayıp" ile tekrar karşılaşacağız, o zaman daha çok şey anlaşıyor olacak (fakat öyle mi olacak? )
Ama benden öne çıkan iki önemli nokta var:
Burada, kimsenin ihtiyacı olmadığı çocukları gönderen bir yer var.Devlet, bürokrasi, istatistikler ve raporlar her yerdedir.Bu çocukları kaybedenleri fark edecektir.
Bu yerin içinde devletten yardım alan bir yer olduğu için, bu çocukların kayboluşu kısa zamanda fark edilecek.
Bu yerin içinde devletle güçlü bağlantılar olabileceği için, çocukların kayboluşunun gizlenmesi mümkün görünmüyor.
— Kimse de olsa seni kurtarmayacaktır, dedi Naava. — Orada vahşi hayvanlar ve ayılar var. Seni bırakmadan önce izin alman şart.
Ama bunda da söylemiyorlar.
Bu durumdan, insanların aramızdan kayboldukları ve değişmeleri konusunda bir bağlantı eksik olduğu sonucuna varıyorum.
Neden bu tür olaylar geçiyor ve kimseler bunun için endişe duymuyor?
Çocuğun için yazılmış bir kitap için geçerli neden mi?
Açıkçası bana ikna edici gelmiyor.
— Benim için ana karakter de beğenmezdim.
O, önce duygusuz bir buz gibi hale geldiğinde bile, zaten karton gibi görünüyordu.
Her sözü ağzından çıkardığı için de pek de hissettirmiyordu.
Yani ben ona karşı bir bağ kuramıyorum.
— Sen de aynı şekilde hissediyorsun, dedi Lumı. — Senin yaşamında çok fazla acı ve keder var, küçük bir çocuk için sana çok fazla gelen şeyler. İşte bu seni yavaş yavaş öldürüyor.
— Nereden biliyorsunuz? — sordum.
— Senin hüzünün parlak, bir… gökyüzünde bir renk yağmur gibi. Bir yıldız düşerken de daha parlak. O… bir odunu kokuyor, sanki.
— Benim için zaten çok basit ve düşünülmemiş bir dünya.
Hiçbir şey açıklanmıyor ve çok fazla boşluk bırakılıyor.
Ondan dolayı tarihi anlamlı hale getirmek için benim de bir şeyler eklemem gerekiyor.
Peki ben neden bunu aldım?
Eğer yazarın düşüncesini tamamlamak veya iyi bir korku hikayesi okumak için mi?
İkincisi için biraz daha tatmin edici, ama sanki ben de yazarım gibi hissediyorum.
— Son bölümde ne yazık ki fazla şey bırakmadıklarını hissediyorum.
Hiçbir şey yazmak ya da söylemek istemediğim gibi.
Yalnızca ilginç olan ufak şeyleri de çözdüler.
Birkaç gün kitapta geçirdiğim bazı olayları tek cümlelerde sıralamaya çalışmak, ardından birden uzun bir süre atlayarak devam etmek, bana göre bir hayli yorucu ve akılsızca bir yaklaşım.
Elbette yazarları eleştirmezsiniz, ancak okuyucunun düşüncelerini dile getirmesi normaldir.
İşte benim düşüncelerim.
Nava'nın beni ağlamamayı fark etmemesi veya ona ne olduğunu umursamaması, bana çok garip geldi.
— Üçüncü ve son kural, Nava'nın sesini duydum.
— Söylenecek bir şey yok, çocuk. Seni kimse kurtaramaz.
"Soğuk" gibi sert bir hikaye, bana göre çok zayıftı.
Düzeneksiz, anlaşılmaz, çok sayıda mantıksal ve hikaye örgüsü problemi vardı.
Kitabı okurken sanki farklı insanlar ilk taslaklarını okuduğum hissi uyandı.
Fikri olarak aslında çok güzel bir fikir vardı.
Potansiyel vardı.
Ama bu şekilde bırakmak, eksik bırakmak, daha gerçekçi karakterler yaratmak, daha fazla ayrıntı eklemek, kısacası tüm bu eksiklikleri tamamlamak gerekiyordu.
Şimdi bu şekilde, anlaşılmaz ve kötü bir hikaye gibi görünüyor.