Gelin, sevgili okurlar.
Bu incelememde, Sergey Sergeyevsky'nin "Kara Tuzak" kitabıyla ilgili deneyimime yer vereceğim.
Kitabı seçerken, kadın fantezi türünü sevdiğimi bilmenizi gerektirir. Detektif türünü anlıyamıyorum; neden ölen bir insanı araştırmaktan keyif alabiliriz? O kadar trajik bir durum.
Bu sefer kendime bir meydan okuma attım: fantastik bir gerilim romanı, horroar öğeleri ve psiko-drama unsurlarıyla. Korkutucuları hiç sevdiğim için, neden bu cinsten kitaplar okuduğumu kendime kanıtlamaya çalışıyorum?
Kitabın özeti şöyledir:
2031 yılı. Nijni Novgorod, gizemli bir terör örgütü tarafından saldırıya uğramıştır. Bu örgüt, insanları agresif kuşlar yaparak virüsle dönüştürür. Stomatolog Semen Repin, oluşan kaosun içinde hayatta kalma mücadelesini verirken, MÇS kurtarıcısı Liliya Gromova ve eski avcı Vasily Baranets ile birlikte yakınlarını kurtarmaya çalışır ve aynı zamanda zalim bir komployu açığa çıkarmaya çalışır.
Bu kitap, sadece bir apokaliptik monstrenin hikayesi olmadığını söylüyor. Aslında daha derinlemesine bir hikaye olacakmış. Kitabın derinlemesine bir şekilde içler acısı bir toplumun çöküşü, yalnızlık ve insan olmayı bırakıp insanlıktan çıkma çabası gibi konulara değineceği söyleniyor.
Prolog, bana fazla duygusal geldi. Hikayenin kahramanlarını henüz o kadar çok sevmedim ki. Ama sonra, bir anda güçlü bir baskı uygulayarak beni duygusal bir durumuna getirdi. Yazar, beni direkt olarak sorguluyor: yakın bir insanı öldürmekten kaçınabilir misiniz? Ben bile buna cevap veremem!
Ancak ilk bölüm, bu sefer ateşli bir başlangıç yaptı. Neredeyse bir sorgulama toplantısı gibi bir şey başladı; bir sığınak için sorgulama toplantısı gibi. Bu, bazı tuhaf ve anlamsız ifadeler ve ilginç bir dini tartışma ile karıştı. Gerçekten, sanki bir saçma yazı yazıyorduk gibi.
Benim aklıma gelen ilk şey, "Ne var bu?" diye bir soru. Aslında bana bu kitapın erkek bakış açısını anlatmak ilgimi çekmişti çünkü genelde kadın yazarların yazdığı romanları okumayı seviyorum. Ama bu kitapta bana öyle geldi ki, erkeklerin düşünceleri tam olarak ne olduğunu anlamak zor. Belki de yazar, belli konuları tartışmak ve okuyucuyu duygusal olarak etkilemek için bu tür bir yaklaşım kullanıyor ama niye? Bu kadar negatif bir atmosfer yaratmaya gerek var mı?
Benim en çok sinirimi bozacak olan şey, asosyal davranışları "gri moral" olarak savunmak. Ana karakter alkolik. Bu durum, herhangi bir ek anlamı veya soru sormayı gerektirmediği için beni sinirlendiriyor. O, karısı ile ilişkinde sorunlar vardı, kötü şeyler yapmıştı ve karısı tarafından terk edilmişti. Bana daha da sinir verici olan şey, alkolik birinin içki içme isteğinin anlatılması.
Bir şey satın al, ne olursa olsun: şekerleme, viski, konak - ne fark eder, hepsi yok olacak.
Bu bana ne? Onu sevdim mi? Acımasız, içki içmek istedi mi ya da ne kadar cesur ki hala içki içmiyorsa? Bu noktada, bana aklıma gelen şey, kitabımın sevdiğim kitapların yorumlarında görülen şeyler. Neden gerçek hayatta böyle erkekler yok gibi?
Benim için, bu tür karakterlerin neden böylesine negatif olmaları gerektiğini bilmiyorum. Uzun süredir, King'in "Mobilik" adlı korku hikayelerini okudum, orada başkahraman da boşandı, ama çok normal bir insan gibi davrandı, tam olarak karamsar değil. Ama modern edebiyatta, çoğu zaman başkahraman olarak tam anlamıyla deli insanlar karşımıza çıkıyor. Gerçekten, sanki şu anda trend bu: başkahraman negatif olmalı. "Aşık"lar veya yakın zamanda okuduğum "Zoraki Aşık" veya "Zoluşka" gibi hikayeleri hatırlayın. Ben sadece anlamıyorum - niye? Niye gerçekten çok gerçekçi ve derinlemesine bir şekilde gerçekten kötü bir insanı anlatıyorlar? Ne için? Onu sevmek imkânsız. Sadece onu izlemek mi? Varsayalım ki gerçekten de çok fazla var - her evin altından geçerek. Onu zorlu kaderiyle duygulandırmak mı? O zaman hepimiz aynı şekildeyiz ve diğer her şey sadece bir seçim. Her gün yapılan, bilinçli bir seçim.
Onun muhteşem ruhsal gelişimini görmek mi? Ha, eğer gerçekten gelişme varsa, bu gerçekten ilginç olabilirdi, ama orada gelişimden önceki düşüşün fiyatı ödeniyorsa, bu sadece trajedi. Ayrıca, kelimeler de çok duygusal. Okurken sanki bir motivasyon dersi gibi.
Umutsuzluğa kapıldığında, sadece inanmak kalır. Düştüğünde, sadece kurtuluşun kanatlarını bulmak kalır ve yeniden uçuşmaya çalışmak.
Aha, karanlık kuş. Tümünü daha da bitirmek için yeterli mi? Zaten onun etrafında problem olanlara bile yeter mi?
Ben bunu anlamayamıyorum, niye bu tür şeyler beğeniliyor? Burada ne var?
Benim için, bu sadece saçma - niye bana bu anlatılmalı? Ne anlama geliyor? Ne gibi sonuçlar çıkarmam lazım? Öyle bir şey mi ki bu? Bu gerçek mi? Eğer öyleyse, ben bu kadar çok problemli insanla karşılaştım ki!
Tabii ki, kendisi de kendini mağdur hissediyor, mağdur edilmiş.
Katya gitti, Lidiçkę aldı.
İşte birine. Zorla terk edilmiş bir annenin çocuklarını babaya bırakması gerektiği düşüncesini taşıyan bir anne.
Evimi satmak zorunda kaldım, çünkü ortak mülk olarak satın almıştık ve ceza mahkemesinden alınan karar gereği, aldığım parın yarısını eski eşime ödemek zorunda kaldım.
En büyük pişmanlığım, aldığım parın yarısını eski eşime ödemek zorunda kalmaktı. Ama iki yaşamı da bir anda yok eden o kimsesiz adamın kiminle sorumlu olduğu sorusunu sormakta ne yazık ki bir anlam veremiyorum.
Hatta başlangıçta, "stres atmak için iki bardak" olarak başlamıştı bu hikaye...
Sanırım?...
Tabii ki, bu adamın, apokaliptik bir atmosferde yaşayarak, insanları daha da aşağılayacak bir duruma gelmesiyle, sadece "kötü" olmadığını daha iyi anlaşılır.
Ya da şöyle diyelim...
Tabii ki, bu, kendisinin söylediği bir cümle - kendisinin tanımladığı bir tür. Ancak, asıl trajedi, içkiye kafa tutup, iddia ettiği gibi "üstüne kapanmaya" başlasa bile, hâlâ asosyal bir yaşam sürmekte. Eski eşinin de hala evli olduğunu bilse bile, onunla hâlâ yatağa girmekte. Bu tür davranışlar, niye sonuçta hep aynı yollardan gideceğimizi gösterir mi? Törelerimize, insanımıza saygı duymayan Regine, bu durumdan ne çıkaracak? Bu kadar büyük bir adaletsizlik ortasında, bu tehlikeli virüsün ne kadar korkunç olduğunu, hiç de fazla göstermemek için, sanki bir canavar gibi görüneceklerdi. Onları öldürmek, ne yazık ki utanç duymadan bir görev gibi görünürdü. Ama bu, iç dünyaları değişmeyecektir - sadece gerçek yüzlerini görecek olacağız...
Oooo... Bir soru sormak istiyorum - neden bunu okuyor insan?
İyi, daha çok şairler'in yeni bir sezonu dinleyeyim. Bu alkolik karakterle ilgili bana hiç ilginç gelmiyor - o ki, bu dünyanın sonunda apokaliptik bir tabloya dönüştüğü de hiç şaşırtıcı değil. Orada bile başka seçeneğim yoktu zaten.
P.S. Evimde bir soruyu sordum - bu adamın hikayesini okudukça, bana ne gibi bir şey olacak? Karım beni şaşırttı, çünkü çok fazla ilgilendi. Kendisinin de düşünceye varmış - daha çok, tüm büyük karakterlerin böyle olmalı, özellikle de kadınların romanlarında. Yoksa okuduklarından sonra, gerçek hayatta da yanlış bir algıya kapılmış olurlar. İlişkiler kurarken de bu eksikliklerini hissederler. Ben de onunla aynı fikirde değilim. Bence sadece bu tür karakterleri okuduğumuzda, gerçek hayatta insanlara nasıl davranmamız gerektiğini yanlış anlamış olacağız. Ve sonunda, bu yüzden de okuduklarımızdan bir şey elde edemeyiz.
Hele hele bu kadar... Benimle aynı fikirde olanları umarım çok az olur. Hepimiz iyi şanslar dileriz. İyi okumalar ve keyifli vakitler.
Bir süre sonra, pil durumunu kontrol ediyorum. Pil ömrü gerçekten beklentilerimi aştı. Kullanırken tuşlara basıyorum, tuşlar sağlam. Malzemelerin kalitesi de iyi. Fiyatı da performansına göre düşünüyorum. Kargo ve paketleme de düzgün. Kullanım kolaylığı da malzeme kalitesi kadar iyi. İade için de müşteri hizmetleri çok iyi. Bu ürünle çok memnunum.