Uzun süre bir filmin zor tema ile ilgilenmesini izlemeye karşıyım, özellikle ana karakterin olumsuz bir figür olduğunda. Ama başkahramanın bazı bağımlılıkları varken, olayların gerçekleştiği şekilde kendilerine sempati duyarsınız ve iyi bir son istersiniz. Ama mutluluk sonunun kaçınılmaz olduğunu bilirsiniz. Yönetmeni Na Zapadnom fronte bez peremen ve Konklay filmlerinin yönetmeni olan yönetmeni izlemekten kaçınmam gerekir. Kolın Farrell'in başrolü oynayacağı düşünülürse, izlemekten de kaçınamazdım.
Visüel olarak film, mükemmel. Her sahne gibi bir asyat resim sergileri. Ekranın her bir karesi, Wong Kar-Wai'nin sevdiğim Aşk Hali filmine benziyordu. Bilmiyorum, kim görsel stili belirlemiş ama kamera çalışması ve müzikal destek, gerçekten etkileyici. Bu yüzden filmi bitirene kadar izledim.
Filmin çok fazla karakteri var, ama benim dikkatimi çeken üçlü.
Freddy Doyle, lord olarak kendini tanıtan bir karteznik. Makao, Asya'nın Las Vegas analogu'nda yaşıyor. Farell burada bitkin, kırılmış bir insan gibi görünüyor. O, kredisinde yaşayan bir kahraman. O, otellerde kalıyor, orada çalışanları sadece büyük meblağlar bırakması için tahammül ederler. O, içiyor, geceleri kadınlara sarılıyor, açlıktan ölmeyecek kadar omletler yiyiyor.Filmde 99 Franks gibi bir atmosferde izliyorsunuz ve görüntülerle keyif alıyorsunuz. Eğer spoiler vermeyeceğim, filmde 3 ana dönüş var ve bu dönüşler üç karakterle alakalı. Benim düşünceme göre, filmin anahtarı bu üç karakterin değil, Freddy'nin dramatik anını yaşayabilmesinde.
Synthia Blight, British kreditörler tarafından Freddy'den borçlarını ödemeleri için görevlendirilmiş bir özel dedektif.Dao Min, bir casino çalışanı. Böyle oyunculara yeni krediler ve umut vaat eden bir hayat sunuyor. Dao Min, neden belli değil, Freddy'ye aşık. Birinde, Freddy Dao Min'i bir vahşi adamdan kurtarıyor. Ama bu aşkın neden olduğu bana öyle görünüyor.Kitaptan filmi çekilmiş olmadığım için, Farrel'in performansı bana biraz kötü geldi. Oyunculuğu dengesiz, bazen tiyatrovari, filmin tamamında sallanıyordu. Bu sallanma bana doğal gelmedi.
Filmde sadece güzel görüntüler var, ama bu görüntüler özellikle Tilda Swinton ile alakalı, sanki Grand Budapest Hotel'ün setinden gelmiş gibi.
Film aslında boş, ama o kadar güzel ki, izledikten sonra güzel bir izlenim bırakıyor.
Filmle ilgili düşüncelerinizi paylaşın. Peki, beğendiniz mi?
Benim filmlerim 🎬 ve dizilerim 📺 — sadece kişisel görüşlerim, spoiler yok ❤️
İnceleme Detayları
Film: Büyük OyuncuTür: Macera, DramYönetmen: Yönetmen AdıYıldızlar: Kolın Farrell, Tilda Swintonİnceleme: Uzun süre bir filmin zor tema ile ilgilenmesini izlemeye karşıyım, özellikle ana karakterin olumsuz bir figür olduğunda. Ama başkahramanın bazı bağımlılıkları varken, olayların gerçekleştiği şekilde kendilerine sempati duyarsınız ve iyi bir son istersiniz. Ama mutluluk sonunun kaçınılmaz olduğunu bilirsiniz. Yönetmeni Na Zapadnom fronte bez peremen ve Konklay filmlerinin yönetmeni olan yönetmeni izlemekten kaçınmam gerekir. Kolın Farrell'in başrolü oynayacağı düşünülürse, izlemekten de kaçınamazdım.
Visüel olarak film, mükemmel. Her sahne gibi bir asyat resim sergileri. Ekranın her bir karesi, Wong Kar-Wai'nin sevdiğim Aşk Hali filmine benziyordu. Bilmiyorum, kim görsel stili belirlemiş ama kamera çalışması ve müzikal destek, gerçekten etkileyici. Bu yüzden filmi bitirene kadar izledim.
Filmin çok fazla karakteri var, ama benim dikkatimi çeken üçlü.
Freddy Doyle, lord olarak kendini tanıtan bir karteznik. Makao, Asya'nın Las Vegas analogu'nda yaşıyor. Farell burada bitkin, kırılmış bir insan gibi görünüyor. O, kredisinde yaşayan bir kahraman. O, otellerde kalıyor, orada çalışanları sadece büyük meblağlar bırakması için tahammül ederler. O, içiyor, geceleri kadınlara sarılıyor, açlıktan ölmeyecek kadar omletler yiyiyor.
Filmde 99 Franks gibi bir atmosferde izliyorsunuz ve görüntülerle keyif alıyorsunuz. Eğer spoiler vermeyeceğim, filmde 3 ana dönüş var ve bu dönüşler üç karakterle alakalı. Benim düşünceme göre, filmin anahtarı bu üç karakterin değil, Freddy'nin dramatik anını yaşayabilmesinde.
Kitaptan filmi çekilmiş olmadığım için, Farrel'in performansı bana biraz kötü geldi. Oyunculuğu dengesiz, bazen tiyatrovari, filmin tamamında sallanıyordu. Bu sallanma bana doğal gelmedi.
Filmde sadece güzel görüntüler var, ama bu görüntüler özellikle Tilda Swinton ile alakalı, sanki Grand Budapest Hotel'ün setinden gelmiş gibi.
Film aslında boş, ama o kadar güzel ki, izledikten sonra güzel bir izlenim bırakıyor.
Filmle ilgili düşüncelerinizi paylaşın. Peki, beğendiniz mi?
Benim filmlerim 🎬 ve dizilerim 📺 — sadece kişisel görüşlerim, spoiler yok ❤️