Hayatın Gerçekliğine Hayran Kaldım
Bir zamanlar ev kitaplığında duran, bana çok çekici gelmeyen Érvez Bazen'in yeni bir yazarı olarak ilk okuduğum kitabım oldu. Kitabımın başlangıcında yazarın 'Vay ve Git' adlı kitabını ilk denemede sadece ilk 10 sayfasını okuduktan sonra, tamamen siyah ve gri renklere boğulunca bıraktım. Kitapları sıkça bırakmayan biri olarak, ne olduğunu hatırlamıyorum, sanki tam bir yok sayma olmuştu.
Kitabımın başlangıcında, yazarın dilinin genç bir kadınınkinden çok, bir edebiyatçı bir adamınkinden daha fazlası olduğunu fark ettim. Yoksa bu, bir kadın edebiyatçıysa, o çok farklı bir kadın. Yazarın dilinin bu özelliği, bana sanki bir yazarın kendi kendine veya kendi için yazdığını hissettirdi. Kendi kendime konuşuyor gibi geliyor. Asla insan böyle konuşmaz, kendinden emin değilim. Benim için daha fazla doğallık ve basitlik daha iyi olurdu.
Kitabı okudukça, bana 'ben acımıyorum ama gülmek istiyorum' gibi bir şey duyuyordum. Bu kombinasyon beni etkiledi - yavaş yavaş bana kitabı ısındı. Kitabın ilk yarısında, okurken duyduğum cinik-acı mizah ilk olarak göze çarpan şeydi. İkinci olarak, hikayenin derinliği ve karmaşıklığı beni etkiledi. Konstantia karakteri, paralize olmuş bacakları olan bir kadındır, ancak bu, sadece bacaklarıyla ilgili değil. Konstantia kendisi de çok karmaşık bir karakter. Kaba, cömert, nazik, ve aynı zamanda şaşırtıcı derecede cesur. Sorular sormaz, 'neden' diye sormaz. Ona göre, 'ben iyiyim, ama ben de dayanıyorum' gibi bir pozda değil. Onun cesareti doğal, canlı, içinden gelen. Onu bir iyi ruh, bir güneş ışığı gibi algılıyorum ki, kendisi bile bunun farkında değil.
Kitabın ikinci yarısında, öyle derin bir şekilde kaptırdım kendimi hikayeye ki, sanki kendi hayatıma döndüğümde, sanki başka bir dünya gibi geliyordu. Kendi hayatımda, sanki bir bulut gibi, sanki başka bir gerçeklik gibi. Kitabın yazarı Hervé Bazin, bana öyle geldi ki, bir şekilde beni etkileyen bir yazar. Kitabı okuduktan sonra, gerçekten bir şeyler öğrenmiş hissediyorsun. Kitap, bana öyle geldi ki, bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Kitabı sonuna kadar bitirdiğimde, gerçekten bir derin iz bırakmışçasına hissettim.
Kitabın en güzel yanı, ustalık ve profesyonellik. Kitap, küçük ama etkili observationsle dolu. Konstans'ın dünyaya bakışı, sanki bir oyun, sanki bir ustalık gibi. Bana öyle geliyor ki, sanki bir ustalık gibi, sanki bir profesyonellik gibi. Kitabın yazarı Hervé Bazin, bana öyle geldi ki, bir şekilde beni etkileyen bir yazar. Kitabı okuduktan sonra, gerçekten bir şeyler düşündürüyor. Kitabı sonuna kadar bitirdiğimde, gerçekten bir derin iz bırakmışçasına hissettim.
Kitabı okuduktan sonra, bana öyle geldi ki, yazarın hikayeyi anlatma şekli, sanki bir gerçeklik gibi. Hikayenin derinliği ve karmaşıklığı, bana öyle geldi ki, sanki bir gerçeklik gibi. Kitabın yazarı Hervé Bazin, bana öyle geldi ki, bir şekilde beni etkileyen bir yazar. Kitabı okuduktan sonra, gerçekten bir şeyler öğrenmiş hissediyorsun. Kitap, bana öyle geldi ki, bir şeyler anlatmaya çalışıyor.
Kitabın en güzel yanı, karakterlerin derinliği ve karmaşıklığı. Konstantia karakteri, paralize olmuş bacakları olan bir kadındır, ancak bu, sadece bacaklarıyla ilgili değil. Konstantia kendisi de çok karmaşık bir karakter. Kaba, cömert, nazik, ve aynı zamanda şaşırtıcı derecede cesur. Sorular sormaz, 'neden' diye sormaz. Ona göre, 'ben iyiyim, ama ben de dayanıyorum' gibi bir pozda değil. Onun cesareti doğal, canlı, içinden gelen. Onu bir iyi ruh, bir güneş ışığı gibi algılıyorum ki, kendisi bile bunun farkında değil.
Kitabı okuduktan sonra, bana öyle geldi ki, yazarın hikayeyi anlatma şekli, sanki bir gerçeklik gibi. Hikayenin derinliği ve karmaşıklığı, bana öyle geldi ki, sanki bir gerçeklik gibi. Kitabın yazarı Hervé Bazin, bana öyle geldi ki, bir şekilde beni etkileyen bir yazar. Kitabı okuduktan sonra, gerçekten bir şeyler öğrenmiş hissediyorsun. Kitap, bana öyle geldi ki, bir şeyler anlatmaya çalışıyor.
Kitabın en güzel yanı, ustalık ve profesyonellik. Kitap, küçük ama etkili observationsle dolu. Konstans'ın dünyaya bakışı, sanki bir oyun, sanki bir ustalık gibi. Bana öyle geliyor ki, sanki bir ustalık gibi, sanki bir profesyonellik gibi. Kitabın yazarı Hervé Bazin, bana öyle geldi ki, bir şekilde beni etkileyen bir yazar. Kitabı okuduktan sonra, gerçekten bir şeyler düşündürüyor. Kitabı sonuna kadar bitirdiğimde, gerçekten bir derin iz bırakmışçasına hissettim.
Kitabı okuduktan sonra, bana öyle geldi ki, yazarın hikayeyi anlatma şekli, sanki bir gerçeklik gibi. Hikayenin derinliği ve karmaşıklığı, bana öyle geldi ki, sanki bir gerçeklik gibi. Kitabın yazarı Hervé Bazin, bana öyle geldi ki, bir şekilde beni etkileyen bir yazar. Kitabı okuduktan sonra, gerçekten bir şeyler öğrenmiş hissediyorsun. Kitap, bana öyle geldi ki, bir şeyler anlatmaya çalışıyor.
Kitabın en güzel yanı, karakterlerin derinliği ve karmaşıklığı. Konstantia karakteri, paralize olmuş bacakları olan bir kadındır, ancak bu, sadece bacaklarıyla ilgili değil. Konstantia kendisi de çok karmaşık bir karakter. Kaba, cömert, nazik, ve aynı zamanda şaşırtıcı derecede cesur. Sorular sormaz, 'neden' diye sormaz. Ona göre, 'ben iyiyim, ama ben de dayanıyorum' gibi bir pozda değil. Onun cesareti doğal, canlı, içinden gelen. Onu bir iyi ruh, bir güneş ışığı gibi algılıyorum ki, kendisi bile bunun farkında değil.
Kitabı okuduktan sonra, bana öyle geldi ki, yazarın hikayeyi anlatma şekli, sanki bir gerçeklik gibi. Hikayenin derinliği ve karmaşıklığı, bana öyle geldi ki, sanki bir gerçeklik gibi. Kitabın yazarı Hervé Bazin, bana öyle geldi ki, bir şekilde beni etkileyen bir yazar. Kitabı okuduktan sonra, gerçekten bir şeyler öğrenmiş hissediyorsun. Kitap, bana öyle geldi ki, bir şeyler anlatmaya çalışıyor.