En Güzel Filmi Gördüğüm, Ama İzlememeni Öneririm
Gelecek, bizleri çok şaşırttı. İnsanlar, diğer galaksileri keşfetti, başka gezegenleri kolonize etti. Dünya, neredeyse boş bir yer bırakıldı. Uzak, kolonize edilen gezegenlerde kaynak savaşları yaşandı ve işte oradan 4 robot, yaşam sürelerini uzatmak için yarattıklarının eline gelen 4 robot, bu kez Dünya'ya doğru uçtu. İnsanlar, robotlarını 4 yıl yaşamak için programlaştırmıştı.
Onları bulup yok etmek için polis, bir robot avcısı hired. Bu avcı, "bıçakla koşan" olarak biliniyordu. İnsanı robotundan ayırt etmek zor. Robotlar insana benziyor. Bu nedenle bu avcı, gerçekten insanı öldürmek riski var. İşte bu nedenle bu iş için özel birinin olması gerekiyordu. Bu avcı, Rick DeCarter adında biriydi. Bu film, Rick DeCarter'in hikayesini anlatıyor.
Film, ne ise nedir? Bu film, sanatta bir şaheser. Geleceği gördükten sonra, bu filmi XX. yüzyılın, kinoxenografinin, sanatın bir parçası olarak göreceğiz. Bu kadar güzel bir filme günde bir kez rastlamak zor. Film yapımcıları, çok farklı bir dünya yarattılar. Bu dünya, benzersiz tasarımlar, kostümler, karakterler, diyaloglar ile dolu.
Gözüm, bu filme bayılıyor. Ama aynı zamanda, söylüyorum size, film çok uzun ve sıkıcı. Sadece filmde kullanılan saundtrekinin bile beni uyutmaya başladığı oldu. Rick DeCarter'in fotoğrafı incelerken, bana bir çok uyku geldi. Bu nedenle, filmini birkaç kereden izledim.
Filmin saundtreki, bana çok güzeldi. Bu müzik, fantastik, büyülü ve uyuşturucu bir müzik. Belki bu müzik, özel olarak bu amaçla yapıldı. Uygulamaya sadece bir müzik, bu filmde gerçekten güzel bir uyandırıcı.
Robot teknolojisi, bu kadar geliştirildi ki, bir insandan ayırt etmek zor. Üstelik, robotlar da kendilerine bir hak talep ediyorlar. Hakları var, rüyalar var, seyretmek var. Nijerliler gibi.
İnsanlar 100 senelik bir ömürle doğdu, sanki doğuştan robotlar da 4 senelik bir ömürle doğmuş gibi. Benim için, bu durum biraz komik.
Fakat yaşamanın bir anlamı yok mu? 80 senelik bir ömür ya da 4 senelik bir yaşam, hangisi daha fazla?
Örneğin, bir Johny'nin yaşamı ne kadar sıkıcı. 80 senelik bir yaşamı var ve bu süre zarfında ne yapıyor? İşine gitmek, evinde oturmak, aileyle vakit geçirmek, televizyondan izlemek, internetten gezinmek, video oyunları oynamak, pikniklere ve balık avlamaya gitmek, evinde bahçesini bakmak, herbir yıl kostüm giymek ve komik konuya gitmek. Ve hepsi bu. Bir robot ise, sadece 4 senede 3 galaksiyi, 52 yeri gezdi, birçok savaşta yer aldı, savaşları kazandı, yıldızları gördü, gezegenleri gördü, farklı atmosferleri hissetti. Bir Johny'nin aklına bile gelmeyecek bazı şeyler gördü. Roi Batti gibi bir robot, sadece 4 senelik bir yaşamla yaşadı.
Ben önce de yazdım ki, bir robotun düşüncesi, bir yaşam olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla, yaşayan bir robot 4 senelik bir yaşamı ne kadar kısa bulurdu. Ama, tümünü gören bir robot, 100 senelik bir yaşam gibi, yaşlı bir adam gibi öldüğü anda, tümünü gördüğü için rahatlayabilir. Roi Batti gibi.
Fakat diğer güzel robotlar da var - Pris Stratton ve Rachel Rosen.
Bir gün kendinizin bir robot olduğunu öğrendiğinizde ne hissedersiniz?
Benim için hayatımın tamamını insan gibi yaşayan biri olarak geçirdim. Kredi kartlarım var, ailesim var, iPhone satın alma isteğim var, yardıma ihtiyaç duyan birinin yardımına koşma isteğim var... sonra bağımlılık olan üç harfle bana yazıyorlar ve ben öfkelenebilirim ama yine de yardım etmeye çalışıyorum. Sonra, bana bir gün robot olduğumu söylediler ve ben bunun anlamını anladım. Bütün anılarım, düşüncelerim, sadece bir kod. Bütün hayatımda sadece sıfır ve bir var.
Önceden kendimi "İnsan" olarak görürdüm, diğer canlılardan above görürdüm. Ama şimdi kendimi bir cansız makine olarak görüyorum. Rachel Rose bu düşüncelere varmıştır. Çünkü robotlar canlı olarak kabul edilmezler.
Ancak Rick Dekart, beninde canlı bir insana inanıyor. Bu nedenle, bu hikayeyi sevenler için bir önerim var. Çayınızı kaynatın, bir fincan kahve yapın ve izlemeye başlayın.
Özetle, bu filmi izlemeye değer buluyorum. Ancak, uzunluğu ve saundtrekinin etkisi nedeniyle, izlememenizi öneririm. Film, sanatta bir şaheser ve geleceği gördükten sonra, XX. yüzyılın, kinoxenografinin, sanatın bir parçası olarak göreceğiz.
Robot teknolojisi, bu kadar geliştirildi ki, bir insandan ayırt etmek zor. Üstelik, robotlar da kendilerine bir hak talep ediyorlar. Hakları var, rüyalar var, seyretmek var. Nijerliler gibi.
İnsanlar 100 senelik bir ömürle doğdu, sanki doğuştan robotlar da 4 senelik bir ömürle doğmuş gibi. Benim için, bu durum biraz komik.
Fakat yaşamanın bir anlamı yok mu? 80 senelik bir ömür ya da 4 senelik bir yaşam, hangisi daha fazla?
Örneğin, bir Johny'nin yaşamı ne kadar sıkıcı. 80 senelik bir yaşamı var ve bu süre zarfında ne yapıyor? İşine gitmek, evinde oturmak, aileyle vakit geçirmek, televizyondan izlemek, internetten gezinmek, video oyunları oynamak, pikniklere ve balık avlamaya gitmek, evinde bahçesini bakmak, herbir yıl kostüm giymek ve komik konuya gitmek. Ve hepsi bu. Bir robot ise, sadece 4 senede 3 galaksiyi, 52 yeri gezdi, birçok savaşta yer aldı, savaşları kazandı, yıldızları gördü, gezegenleri gördü, farklı atmosferleri hissetti. Bir Johny'nin aklına bile gelmeyecek bazı şeyler gördü. Roi Batti gibi bir robot, sadece 4 senelik bir yaşamla yaşadı.
Ben önce de yazdım ki, bir robotun düşüncesi, bir yaşam olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla, yaşayan bir robot 4 senelik bir yaşamı ne kadar kısa bulurdu. Ama, tümünü gören bir robot, 100 senelik bir yaşam gibi, yaşlı bir adam gibi öldüğü anda, tümünü gördüğü için rahatlayabilir. Roi Batti gibi.
Fakat diğer güzel robotlar da var - Pris Stratton ve Rachel Rosen.
Bir gün kendinizin bir robot olduğunu öğrendiğinizde ne hissedersiniz?
Benim için hayatımın tamamını insan gibi yaşayan biri olarak geçirdim. Kredi kartlarım var, ailesim var, iPhone satın alma isteğim var, yardıma ihtiyaç duyan birinin yardımına koşma isteğim var... sonra bağımlılık olan üç harfle bana yazıyorlar ve ben öfkelenebilirim ama yine de yardım etmeye çalışıyorum. Sonra, bana bir gün robot olduğumu söylediler ve ben bunun anlamını anladım. Bütün anılarım, düşüncelerim, sadece bir kod. Bütün hayatımda sadece sıfır ve bir var.
Önceden kendimi "İnsan" olarak görürdüm, diğer canlılardan above görürdüm. Ama şimdi kendimi bir cansız makine olarak görüyorum. Rachel Rose bu düşüncelere varmıştır. Çünkü robotlar canlı olarak kabul edilmezler.
Ancak Rick Dekart, beninde canlı bir insana inanıyor. Bu nedenle, bu hikayeyi sevenler için bir önerim var. Çayınızı kaynatın, bir fincan kahve yapın ve izlemeye başlayın.