Sevgilimle birlikte sık sık tatil yapmayı seviyoruz. Her yıl Nisan ayı için planlarımızı yaparız. Şehirlerden bazılarını gezmeye ve turistik yerlere gitmeye çalışırız. Nisan ayında şehirler daha az kalabalık olduğu için daha keyifli geçer. Ama yazın ise Volga Nehri'nin kıyısındaki plaja gidebiliriz.
Büyük tarihi ve mimari eserlerden biri, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan, Kazan'dan 200 kilometre uzaklıktadır. Bir şehirdir, bazı insanlar onu Bülgar veya Büyük Bülgar olarak da adlandırır. Ama doğru telaffuzun ne olduğunu bilmiyoruz.
Burada Volga Bulgarları'nın 11. yüzyılda yaşadığı tarihi bir yer vardır. Bu devlet o zamanlar büyük ve gelişmiş bir devlet olarak biliniyordu.
Biz Samara'dan geliyorduk ve Bolgar'da 3 gün kalmayı planlıyorduk. Bütün yerleri gezmeyi planlıyorduk. İnternette yerleri araştırdık ve kolodcu Gabdrakhman'ı gezmeyeceğimizi düşündük. Zira kışın kapalı olduğu için Mayıs ayına kadar açılır.
Bölgede küçük bir köy gibi. Hepsi özel evlerdir. Konaklayacak yer bulduk, Regína isimli bir hotel. Çevredeki mağazaları ve kafeleri yok. Ama şehir merkezine yakın bir yerde küçük bir market bulduk. Öğlen geç olduğumuz için biraz yiyecek aldık ve Beyaz Camiye gittik. Nisan ayında çiçekler ve fonsan yoktu ama hala çok görkemliydi. Tadj Mahal gibi.
Bir girişe çıkmaya gerek yok, sadece bacaklarıma bant takıyorum, kadınlarımıza da yüzlerini gizlemek için bir bez takıyorum.
Üst kata çıkıyoruz, buradan da her şeyi görüyoruz.
Alana oldukça geniş, camiye girerken karşılaşıyoruz. Camiden sonra sivil bir dükkanı gördük, içeri girdik. Orada sivil bir kadın, bizi en güzel şekilde karşıladı. Ona sivil giysilerimizi sormuştuk, o da en uygun giysileri seçmelerimize yardımcı oldu. Bu kadın, şehirde karşılaştığımız tek hoşa gitmeyen insandı!
Camiden sonra Bulgar İslam Akademisi'ni gördük, yaklaştığımızda ise büyük bir bina gördük.
Birkaç gün önce bu bölgeye geldim ve çok ilginç şeyler gördüm. Hatta yakınımızda bir verimli arazi var ve buraya çok yakın bir verem ferma var. Peki, neydi bu ferma? Kötü haberim var: bu ferma, yağmur yağdığından dolayı kapalıydı. Ama çok ilginç bir yerdi. Kapılarındaki fiyat listesinde, hatta verem sütü satılır deniliyordu. Bu bana çok ilginç geldi. Tabii ki, sütün nasıl olduğunu merak ediyorum.
Yol boyunca, Müzehan adında bir yerden geçiyorduk. Birkaç dakikanın ardından, Bolgar farmına geldik. Farmdan sadece birkaç metre uzaklıktaydı. Müzehan farmına geldik ve içeride ne kadar güzel bir yer olduğunu gördük. Farmın sahibi çok misafirperver ve cömertti. Farmda bol bol çay ve kahve içtiğimiz gibi, aynı zamanda çok lezzetli bir yemek yedik. Farmın sahibi, bize Bolgar mutfağı hakkında çok şey söyledi ve aynı zamanda, Bolgar tarımını ve hayvancılığını anlattı. Farmdan çok memnun ayrıldık ve Bolgar farmının misafirperverliğini ve güzelliğini asla unutmayacağız.
Bolgar farmına geldiğimizde, farmın sahibinden oldukça sıcak bir karşılama yaptık. Farmın sahibinden, farmda neler yapabileceğimizi sordu ve biz de, farmda neler yapabileceğimizi anlattık. Farmın sahibi, bizden ne kadar memnun kaldığını sordu ve biz de, farmdan çok memnun kaldığımızı söyledik. Farmın sahibi, farmda neler yapabileceğimizi anlattı ve aynı zamanda, farmın tarihini ve farmın nasıl kurulduğunu anlattı.
İkinci günümüzde, farmdan ayrıldıktan sonra, Bolgar farmına tekrar geri döndük. Farmda neler yapabileceğimizi sordu ve biz de, farmda neler yapabileceğimizi anlattık. Farmın sahibi, bizden ne kadar memnun kaldığını sordu ve biz de, farmdan çok memnun kaldığımızı söyledik. Farmın sahibi, farmda neler yapabileceğimizi anlattı ve aynı zamanda, farmın tarihini ve farmın nasıl kurulduğunu anlattı.
Bolgar farmına geldiğimizde, farmın sahibinden oldukça sıcak bir karşılama yaptık. Farmın sahibinden, farmda neler yapabileceğimizi sordu ve biz de, farmda neler yapabileceğimizi anlattık. Farmın sahibi, bizden ne kadar memnun kaldığını sordu ve biz de, farmdan çok memnun kaldığımızı söyledik. Farmın sahibi, farmda neler yapabileceğimizi anlattı ve aynı zamanda, farmın tarihini ve farmın nasıl kurulduğunu anlattı.
Bir girişte şantaj var. Girişe sadece Mayıs'tan Ekim'e kadar girebilirsiniz. Alan çok büyük, yürüyerek gittik. Girişte yol ayrım var, sağda tema müzesi var, her müzede farklı tema var. Sol tarafta ise tarihi yerlere doğrudan gidebilirsiniz. Biz tarihi yerlere gittik, geri döndüğümüzde müzelere gittik.
Tema Müzesi
Birbirinden çok uzakta tarihi yerler varİlk olarak bulgar medeniyeti müzesine gittik. Kaldığımız yerden en yakın olanıydı.
Binaların büyüklüğünü ilk gördüğümüzde, özellikle de Volga nehrine bakan yüzünde, küçük gibi görünse de, gerçekten de büyük iç mekanları var. Beş kata ulaşıyorsunuz. Müze binalarının alt iki katı, aynı zamanda Volga nehrine bakan tren istasyonu olarak görev yapıyor. Ziyaretçiler için iki katlık sergi alanı, tarihin daha yeni dönemini anlatan üçüncü katta, Bulgar kenti ve Bulgar halkının kökenleri hakkında bilgi vermek için dördüncü katta ve Volga nehrine bakan açıklıkta, ancak şu an kapalı olan beşinci katta teras bulunuyor. Ziyaretçiler, gelecek yılki kazı alanları için hazırlanan alanları görüyor.
İkinci ziyaret ettiğim yer ise Koran Müzesi oldu. Burada, en büyük Koran, dünya üzerinde 800 kg ve 2x1.5 metrelik bir hacimle bulunan, tarihimizde en değerli bir yer olan Coran bulunmakta. Coran'ın kapakları, yeşil renkteki mavi taşla kaplı, altın ve gümüşle yapılan süslemeleri taşıyor. Kapaklar ise deriden yapılmış.
Benim gibi küçük bir Koran'ı da gördüm, birincisi Büyük Öteçş Vatan Savaşı'ndan kalma!
Burası Volga'nın kenarında, her yerde oturmak için sandalyeler var, her yer çok temiz.
İleride büyük bir kısmı tarihsel kompleks. Uspensky manastırı içinde, 17. yüzyılda kurulmuş bir müze var. Bu müze, Osmanlılar zamanında yıkılan bir binanın temeline kurulmuş.
Şehrin daha ötesindeki yerlerde, doğu odasının ve kamu banyolarının kalıntıları yer alıyor.
Şimdiye dek görmediğim kadar güzel bir manzarayı yakaladık. Mal minarelerinin arasındaydık ve 16 metre yüksekliğindeki küçük minareyi inceledik. Bu minare, büyük minareye benzeyen bir tasarımıyla dikkatimi çekti. Minareye girmek ücretsizydi ve biz de içeriye girdik. Bu minareye inildiğinde, bir adet fotoğrafını çekmekten başka bir şey yapamayacaksınız. Gerçekten çok güzel bir manzaraya imreniyorsanız, bu minareye tırmayın. Ama dikkatli olmalısınız, çünkü minareye inerken bir adet fotoğraf çekebilirsiniz, ama geri çıkarken aynı manzaraya sahip olamayacaksınız.
Birkaç adım ötede, hanın aile üyelerini toprağa verecekleri yer yer almaktadır. Burada, yardımcı olan peygamberin ashabı olan üç peygamberin isimleri yazılıdır. Merkezi çalma, posa ve kalem bu peygamberden gelen hediyelerdir.
Yakınımızda küçük minarenin yanındayken, iyi korunmuş bir yapı olan Karanlık Oda buldum. Bazı kaynaklara göre burası hanın mahkeme odasıydı.
Bir gün gezimiz sırasında, çok büyük bir alan olduğunu fark ettik. Çıkış yolumuzda, müzeler için zaman bulduk. Tüm müzeler, ama en çok da Abdullah Alish'in hikayesini ve çocuklar için yazdıklarını gördüğüm müzeye gittik. Diğer müzeler, kendilerine girenleri 'gelin yazın' dediler.
Benim hayatım boyunca, böyle bir karşılama gördüğüm yoktu! Yer gerçekten çok güzel, tarihi gerçekten ilginç. Ama insanların davranışları... Bana, orada yaşayan ve çalışanlara, biraz daha sıcak davranmalarını dilerim. Çünkü şimdi ikinci kez gidebilmek, istemiyordum. Ancak seyahat edenler için, yeni şeyler öğrenmek için, gitmenizi öneririm.