Ben filmi izlememiş miyim?
Latin Amerika'dan bir kadın, daha 350 kez izlemeye devam ettiği bir filmi izlemişti.
Kitabına dayanan bu film, pek çok ekstrenizasyonun ardından, bence en çok ilginç olanı. Kitapları filmle karşılaştırdığım zaman, modern versiyonu daha çok beğendim.
Film hakkında okuduğum eleştirileri ve olumsuz yorumları gördüm, ama hala pozitif bir bakış açısıyla geldim. Bu yüzden de yorumum da öyle olmayacak.
Filmin bütününü anlatmak gereksiz, sadece bana kalırsa en çok çekici olan sahnelere değineceğim.
Beni en çok etkileyen, filmde yer alan oyuncuların tamamı. Özellikle başrolleri oynayanlar, filmi çekici kılıyor.
Elizabet Bennet rolünü oynayan Kiera Knightley, karakteri çok iyi canlandırıyor.
Elizabet, oldukça cesur ve kendini beğenmiş bir karakter. İzleyiciye kızgınlık ve özgüvenin ne demek olduğunu gösteriyor. Bizlerde kendimize soruyoruz, 'Neden ben de bu kadar cesur değilim?'
Bu karakter, bana kalırsa filmi çekici kılıyor.
Elizabet, Darcy ile alay ediyor, şakalaşıyor ve sanki hiç de kötü bir şey yokmuş gibi görünüyor.
Elizabet, kendine güvenir, kendine güvenen bir karakter.
Bu filmdeki başkahramanızı kınamıyorum, çünkü ben de onun gibi modern bir kadınız. Ona çok benziyor, kimi film yapımcıları da bu yüzden ona bu karakteri verdiler.
Mister Darcy rolünü Matthew Macfadyen oynadı, oysa kitapta provokatif bir karakter. Oysa bu Darcy çok sessiz, sakin, hislerini saklı tutuyor, ama o sakin yüzü çok şey anlatıyor.
Film başlangıcından itibaren, Elizabeth'a sempati duyulduğunu hissediyorsunuz. Ama burada, hikaye tamamen değişiyor. Darcy, küçük küçük işaretler veriyor, Elizabeth'in onun hislerini anlamasını sağlıyor.
Ve sonra, Darcy'nin kalbini açtığında ve duygularını ortaya koyduğunda, Elizabeth'i yaralar. Darcy neden bu kadar muamma yaşadı? Darcy'nin suçlu mu?
Bu olaydan sonra, sanki hikaye kesildi, ama sonunda, hikaye sonuna doğru dönüyor.
Çok ilginç ve sinir bozucu sahne
Beni çok şaşırtan, yakın planlarda bir hırlakın cinsel organlarını sorma gereği.
Yine de, bu filmde yer alan bu "kadın" karakterlerin sürekli yerlerinde çamurlu saçları ne kadar saçma!
Son balede katılanlar, özellikle kırsal bölgeden gelenler, saçlarına çok fazla dikkat ediyor gibiler.
İlk bal ise, gerçekte bir bal olmadığını düşünüyorum, bana İrlanda danslarının bir sahnesi gibi geldi.
Kitabı okuyanlar, bu ayrımcılığın planlı bir şekilde yapılıdığını anlarlar. Gerçi bu kırsal tüzel vatandaşlarımızın, zengin bir adamla evlenmelerini çok da içtenlikle izlemiyorum.
Bir gerçekçilikten uzak, hayalci bir düş görürsünüz. Bu romanlar gerçek olaylar esas alınarak yazılır mı bilinmez, ama kesinlikle hayal gücü yoğun bir yapıtı andıranlar.
En çok sinirimi süren sahne ise, Lizzie'nin Darcy'nin eline dokunduğunda gördüğüm. Daha da iyisi, Lizzie'nin Darcy'nin göğsüne veya kalbine yaslanıp ağlamasaydı, çok daha güzel olurdu.
Bu filmi çekmek için, kesinlikle doğru adımları attılar, ama biraz farklı kurguladılar.
Sinir bozucu sahnelere
Darcy'nin, ilk baledeki insanlara soğuk bakışları, sonra Lizzie'ye tekrar aynı bakışını attığında gördüğüm. Bana, bir tanıdık kimseyi ilk kez görmeye çalışırken bu tür bir bakış yapmaları geldi.
Bir balede, Mr. Bingli Jane'a nefes alamıyor, ama ona karşı da o kadar nazik ve dikkatli ki ne yapacağını bilemiyor. Arka taraftan ona takılmış olduğu etek yakalayarak, bu anı keyiflendiriyor.
Mr. Darcy salondayken, Lizzy'nin odasına girerek, heyecanla elindeki perçemleri oynatıyor, bir öğrenci gibi yalan yere bekliyor. Hepsi bekliyor ve ne olacağını merak ediyorlar.
Lizzy, duyguları bozuk, tüm dünyanın önünde gizlenecek bir yer buluyor ve son olarak görmek istediği kişi Darcy, ama o, öyle kolayca göründüğünde, onun peşinden geliyor. Onun korkusu, anlamazlığı ve büyüleyici bir şekilde yaklaşan sohbetin hızı.
Lizzy, reddedildikten sonra, kocasının evine gidiyor ve ona bakmayı seven bir şekilde, onun heykelini seyreder gibi. Kimsesiz bir şekilde, hayatında ne kadar cesaretli olamadığına üzülüyor. Onun duyguları, bir başkasının yaptığı gibi, kendini kınayarak, kendini suçlayışını ve ne kadar pişman olduğu hissi.
Bir balede, birkaç sahne var. Birincisi, tekrar bir daha gurur meselesi. Darcy, Lizzy'ye dans için davet ediyor ama o, ona bir daha asla dans etmemeyi kendisine yemin etmiş.
Ve ikincisi, Darcy'nın Lizzy'yi izlemesi, sanki gizlice belirip kayboluyor. 'Seni izliyorum' gibi bir sözün içinde gizliyor.